kitapçım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitapçım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2009 Salı

24 mart 2009 21.00- BOZAYI COK OZLEDİM.

okudu ağladı düşündü. ağlamasın.. evet tüm tarihler aklımda.. tüm izler kalbimde.. tüm yaşananlar ellerimdeydi ya.. bi tarih daha.. bi iz daha.. bi yaşanmışlık daha eklendi.. bu yazı yeni yazı konustuktan sonra yazdım şaşırma.. güzeldi yaşadığım. hissettiğim. güzel hep guzel.. kucuk hayallerimi elimde tuttum.. bırakmıyorum. bırakamıyorum o kadar guzel o kadar özel....
kiralamam gereken bi köşk.. zorla alınmış bi kahve sözüm.. ve üşümüş yalnızlığım var karşında. bıkmıştım aylardır susmaktan.. yaşamaktan değil bu aşkı.. kalbimi susturmaktan sıkılmıştım...
ben hep mutluyum zaten. hayalinle nefes alırken mutluyum cagan...umutlarım silikleşiyo günler geçtikçe... belkide sana daha cok yaklasıyorum diye düşündüm hep. ama sen hep oldugun yerdeymişsin.. kaldık uzakta. ben sadece düşüncelerimle yakınlasmaya calısıyorum sana.. hersey acık aslında.. iki gunluk dunya.. hicbiseyi ertelemeden yaşamak lazım. içten geldiğince.. kim ne olucak.. nereye gidicek. ne biticek. kim kalıcak. kim üzülücek hic belli olmuyo.. ben yasanılan yaklasık 2 ayı.. doldurup doldurup içini tekrar yaşıyorum hayallerimi.. bi gün uyanıyorum.. 15 kasımı yaşıyorum. bazen 11 oluyo. en cokta 20 kasım oluyo. hayatımda..
öyle bi an geliyoki 21 ekimde tıkanıp kalıyorum. güzel oluyo.. cok guzel oluyo. artık kalbimi dışarı cıkardım.. kalbimin içindekilerle konustum bu aksam.. özel aksam. guzel aksam... kalbimin ajandasına yazmam gereken bi gün daha....
sonucu yok. getirisi yok belki ama mutluluk gözyaşlarımın.. üzüntülerimle acılarımla karışıp beni daha cok acıttığı... acıtırkende mutluluk komasına soktuğu bi aksam. garip. değişik.
kalbimin derinliklerindeki sana doğru ufak bi macerayada burda baska bakalım.....
gurur falan bos seyler.. düşüncelerde boş.. hissedilenler.. hissettiklerim..
kaç rüyam senle doluydu gecelerce.. en sonuncu.. elimi tuttun. kurtulmustuk. optun ya beni..
bende dedim. korkmiyim diye dimi dedim.. öptün tekrar sadece.. özledim cagan tadını.. kokunu... senin hayalinin gerçekleştiği guzel gunleri özledim.............
benim için özel. ve güzel kalıcaksın hep galiba.... seni cikarmaya izin vermiyorum bedenimin her ayrıntısında dolasıyosun......


ahh çağan ahh...........

9 Şubat 2009 Pazartesi

yarım kaldık.

yağmurun altındaki çaresiz küçük solucanlar gibiydik seninle.
ne yolumuz belliydi,ne evimiz.
sen daha uzundun kıvrımlarınla..dolandın etrafımda,seni evim sandım.
sığındım.yapıştım..büyümeye başladım. yeşeren ağaçların dibinde bulduk kendimizi.kocaman yağmur damlaları acıtırken kahverengi derimi,üstüme geçtin korudun beni. bi deprem oldu sonra. yer yarıldı. olamazdın kimsenin evi bilirdim. değişik kokular yayıldı cevreye topraktan gelen. sana alıştım,sonra yıkılmaya basladı tuğlalar gibi bir bir üstümüze yagmur damlaları.
sen gittin sonra..
ellerin kaldı yalnızlığımda
kokun kaldı. derinin parçaları kaldı.
acıdın bıraktın.
bide en derinde yüzün , huzurlu huzursuzluğun kaldı...
sen kaldın karanlıkta.
her gözlerimi kapadığımda gelen.
acıtan en derinimden...
bu soğukta hem sensiz,hemde evsizim şimdi.
benliğin,derin benim evim olmusken. huzurunda yağmurların altındaki sıcacık güneşimken....

8 Şubat 2009 Pazar

i want you so it scares me to death


seçilmişti o.. batan bi tekneden atılmıştı karanlık soğuk sulara. yüzdü,yüzdü sonra göründü kara...belliydi daha önce ulaşmışlardı bu adaya.. dağılmıştı.. bazı ağaçlar yakılmıştı.. kumlarında ayak izleri vardı. her gelen terketmişti sonunda bu adayı.. belli ki bi oyun vardı kurulu düzenin içinde. artık asıl şimdi tam ortadaydı,kalsa donarak ölücek,gitse kendide bu adayı dağıtıp bi şekilde kaybolucaktı.. üstünde su damlaları kristalleşip yere düşerken bastı kumlara. o kadar huzurlu bi yer gibi görünüyodu ki negatif şeyler uçup gitmişti aklından. burda belki kurtulabilirdi..yürümeye başladı,önce bi rüzgar oluşturmaya calıştı gücü yettiğince ayak izlerini yok etti. bu adada tek o vardı ve başkasının bıraktığı izler kalmamalıydı. düzenlemeye başladı her yeri. büyü yaptı kimi zaman.


açtı.. kafasında oluşturduğu her cümleyi ağaçlardaki yarısı yenmiş meyvelerle birleştirdi. bütünleştirdi sonra doyurmaya başladı karnını. kimi zaman doydu. mutlu oldu orda.. kimsesiz ve mutlu. yalan yoktu. rüya yoktu. hayal yoktu.. herşey alabildiğine gerçekti. dokunduğu her nesne ona dönüştü. kendisini gördü bu terkedilmiş adada.


mevsimler,geceyle gündüz türlü oyunlar oynadı ona... bazen güneş açıyodu ısınıyodu her yer.. bırakırken tam kendini,alışırken sıcaklığa yağmur yağmaya başlıyodu.. yağmur damlaları gözlerinin içinden geçip kalbine doğru akıyodu canını acıtıyodu. o kadar soğuk oluyodu ki. soğuklulukla birlikte hava kararmaya başlıyodu. karanlıkta duyduğu tek ses kafasındaki düşüncelerin sesleri oluyodu. kendiyle konusuyodu. kesinlikle mutsuz değildi. dedim ya huzurlu bi adaydı onun keşfettiği. sadece ona ait bişeye rastlamıştı kısa hayatında...

güneş açardı çoğu zaman bu yüzden güneşli günlerin her zaman geleceğini bilmesi bile ona yetiyodu.onun emeğiydi adası. cok uzak yollardan tek başına kendi gücüyle gelmişti. sonuna kadar yüzmüştü. öyle günler oldu ki orda yaşadığı günlerce güneş açtı aylardan kasım olmasına rağmen. cok uzakta değildi bu ada. ordada kasımda sonbahar yaşanıyodu. dökülen yapraklar yoktu..cicekler açmıştı ağaçlarda onun mutluluğuyla birlikte..
ama bunca yaşanmışlıklar olmuştu o kara parçasında daha önce. rahat duramıyodu.. tutamıyodu kimseyi.. yalnız kalmak istiyodu ada...


geceleri her yalnız kaldıklarında ada hep aynı şarkıyı fısıldarmış tepenin ardından..*i want you*

huzursuz bi ada bu durur mu?
durmadan yağdırmaya başlamış yağmurları üstüne... estirmiş rüzgarları. onunda bıraktığı izleri silmek için elinden geleni yapmaya başlamış. uzaklaşmış.. doyurmuyomuş artık... yaşamaya direnmeye çalışmış,elinden geleni yapmış.. yalvarmış günlerce bi damla güneş için..
ağlamış. direnmiş gücünün,minik bedeninin yettiğince... ama ada durmamış.. öldürene kadar devam etmiş.. sonra yağmur damlalarının oluşturduğu nehirle denize karıştırmış kızı... diğerlerinin yanına gitmiş. tozlanmayacak kadar değerli bi anı olarak kalmış sonra.... soğuk suların altında.............



29 Ocak 2009 Perşembe

if i just follow...

kendime itiraf ettim herşeyi...ve rahat rahat özlemeye başladım şimdi onu.. aklımda binlerce soru. yanıtını bulamayan...değer verilmemesi gereken insanlara verilen bu kutsal duygu ne acaba? bu çaba... kim için? bi gün döneceği inancı mı? döner evet. belki kural böyle. bi gün kesişir yollar tamamen bitmez hiçbişey. kimse kimsenin hikayesinden tamamen cıkamaz. yine konuşulur bazı seyler... ama eski hikayeler hiç bişey olur.ne kadar istesende masumluk,saflık gitmiştir. eskisi gibi olamazsın. bu acıtıyo işte insanı. aslında onun hikayesindeykende acıyodum. korku doluydum...belirsizlik karmaşa.dudakların arasından tam kalbin ortasından cıkan bazı kelimeler olurdu önce. mutluluk verirdi ya. şimdi sessizlik bi o kadar karanlık getiriyo...o devam ederken yaşantısına. teachers pub'a gidip içerken yine akşamları.. belki başka kızlarla tanışırken.. belki başkalarını düşünürken yatağına yattığında. boza' yı başkalarına sevdirirken... moda' da bankta başka kızlarla oturup kahvesini içerken.. başka 3 şekerli kahveler hazırlarken.... geceleri başkalarına şarkı göndermeleri yaparken........başkalarıyla elvis costello 'i want you' şarkısını dinlerken mutlu o.hem yalnız hem mutlu...sorumluluk yok omuzlarında... hayallerini yıkacağı 17lik bi kız yok. ona deli gibi aşık olan, bi bakışında kendini bulan.. harflerden,cümlelerden,öznelerden oluşan cümleler ağzından çıkmadan anlayan clementine yok. belki SE7EN defterimi alır bi gün.kendini kötü hissettiği bi zaman..açar okur ve masumluğumu,aşkımı keşfeder her kelimemde...saçma gelmez bi gün belki.. Kapalı bi kutu gibiydi önceleri.takibimden sonraki buluşmamızda susmadan konuşmuştu..mimikleriyle gözümün önünden gitmeyen mimiklerle. üstünden 3 ay geçmiş hala ilk gün ki gibi taze. ilk gördüğüm günün üstünden 41 ay geçmiş. ama herşey keşke takip ettiğim günün tazeliğinde kalsaydı. o heyecan... belkide ilk öpüştüğümüz gün 2008'in 20 kasım'ı... ben kendimi kötü hissederken Onsuz.O bensiz gülüyo. bense sahteyim. konuşmalarım,gülmelerim sahte.. hava kararınca anlıyorum ki. vazgeçmeliyim sahtelikten. yeşil duvarlar vardı bi zamanlar masumluğumuzu taşıyan. sonra hissettikleriyle kirlendi. uyuma taklidi yaptı o gün.bana arkası dönük sırtı vardı. bide boza kendini duvardan duvara vuran.. dünya yıkılmadı..dünya yerinde. ama içinde tek onu yaşattığım bi dünyam vardı.. gidişiyle yerle bir oldu.. bitti........

merhaba, bi saniye konuşabilir miyiz?